Hadi gelin biraz yaşamdan bahsedelim . Biz tam olarak hangi duraktayız ve hangi durağa yetişmeye çalışıyoruz . Hangi konuların, hangi gerçeklerin peşindeyiz . Hayatın bizi bir uçtan bir uca savurmasını öylece nasıl izler hâle geldik. Kimse neden bu düzene ayak uydurmanın sonuçlarından bahsetmiyor ? Tam da mart ayındayken , kitap sayfalarını karıştırıp durduğum , yılın üçüncü ayına hızla gelip neler yaşadığıma sindirmeme izin vermezken bense bir köşe de zamana sessizce ve usul usul gözlerle gözlemlerken aklımda onlarca soru ile durağıma yetişmeye çalışıyorum. İnsan yaratılış gereği merak eden , bir amaç uğruna bir uçtan bir uca koşuşturup ömrünün en güzel kısımlarını çizmeye çalışandır . Hangimiz çizgilerimizi tam anlamı ile tamamlayabiliyor ? Bahsettiğim konu kesinlikle insan ömrü değil , bahsettiğim asıl konu gerçek durağımıza ulaşmak .
Yaşam döngümüz boyunca çizmediğimiz duraklar karşımıza çıkar durur . Bazen yeni durakları heyecanla bekleriz bazense hiç görmezden gelir kendi durağımıza koşmaya çalışırız , yetişmeye çalışırız . Tökezleriz , düşeriz , bedenimize sızılar girer onca zorluğa rağmen azim ve irade ile tüm zorlukları aşar durağına ulaşırsın . Bu en muhtemel , en iyi sonuçtu çünkü o durağın asıl sahibi sen gelmişsindir . Bu saatten sonra bütün çizgiler sana ait olmaya başlayacaktır . Hadi birde duruma şuradan bakalım yine aklında ki o durağa doğru gidiyorsun . Hava çok soğuk fakat soğukluk seni yıkmadan devam ediyorsun , yine tökezliyorsun fakat kalkmasını biliyorsun. Sonrasında küçük bir taş parçasının üzerine düşüyorsun ve bacağın da küçük bir kan pıhtılaşmasını fark edip isyan ediyorsun , yaşadığın tüm zorlukları gözünden geçiriyorsun, değer mi sorusunu kendine defalarca soruyorsun. Durağına kalan mesafeni bile kestiremiyorsun o kadar yoruldun ki zamanın ne kadar ileri de olduğunu bile anlayamadın . Bırakma kararı seni daha huzurlu hissettirdi . Onca çaba onca fedakarlık tek celsede bitmiştir . Artık çizginde olmayan duraklara mahkum kaldın .
Hayatın aslında sana çıkaran süprizlerine bile ses vermen, seni asıl yerine götürme şansını sağlarken , gerçeklerini silmek seni sonsuz sürpriz durakların içine hapsetti . Belki de hayatın bize sunduğu tüm bu sürpriz duraklar bir kayboluş değil, asıl durağımıza giden yolun parçalarıdır. Fakat insanın kendine sorması gereken asıl soru şudur: Gerçekten yanlış durakta mı kaldık, yoksa doğru durağa ulaşmaktan korktuğumuz için mi yürümeyi bıraktık? - Ayşe BÖREK