Kamu politikası, devletin toplumsal sorunlara yönelik olarak ne yapacağına ya da ne yapmayacağına dair aldığı kararlar ve bu kararların uygulanma sürecidir. (Thomas R. Dye, Understanding Public Policy*)
Literatürde kamu politikası, en yalın ifadeyle, hükümetlerin yapmayı ya da yapmamayı seçtiği her şey olarak tanımlanmaktadır. İletişim yalnızca söylenenlerle sınırlı değildir; sessizlik de bir iletişim biçimidir. Bu bağlamda kamu politikalarında iletişim; sessizlik, uzun süreli sessizlik, doğrudan açıklama, yumuşak ya da sert dil kullanımı gibi farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Özellikle kamu krizlerinde “ilk 60 dakika kuralı”, kamu otoritesinin imaj ve itibarını koruması açısından kritik öneme sahiptir. Kamu, olası bir kriz durumunda zamanında ve net bir açıklama alamazsa, spekülatif haberlerin ve fısıltı gazetesi olarak adlandırılan gayriresmî bilgi akışlarının ortaya çıkması kaçınılmaz hâle gelebilir. Kriz dönemlerinden bağımsız olarak, kamu politikası kampanyalarında da hedef kitlenin yerel dilini bilmek ve duygusal yakınlık kurmak, etkili iletişimin önemli bir parçasıdır. Kamu otoritesi, kamuyu politika süreçlerinin bir parçası olarak hissettirebilmek için içten, açık ve samimi bir dil kullanmalıdır. Bu doğrultuda kamu otoritesi, iç ve dış paydaşlarına karşı imaj ve itibarını sürekli gözetmeli ve kamu politikalarını uygun iletişim teknikleriyle yürütmelidir. Öte yandan kitle iletişim araçları da bu süreçte kritik bir rol üstlenmektedir. Kamusal alanda her bir kuşağın farklı kitle iletişim araçlarıyla kurduğu özgün bir ilişki bulunmaktadır. Kuşak dilini yakalamak ve iletişim teknikleriyle bunu kamuya entegre etmek, kamu otoriterlerinin devamını sürdürülebilmesi açısından son derece kritiktir. Çünkü yeni nesli yakalayamayan hiçbir otorite meşruiyetini ve devamlılığını uzun vadede koruyamaz. Bununla ilgili olarak yeni neslin iletişimde sınırlarını ve zaaflarını bilmelidir. Bu farkındalık sayesinde kamu politikalarını genç kuşaklar tarafından desteklenebilir ve anlaşılabilir hale getirebilir.
Bu nedenle özellikle genç neslin tercih ettiği iletişim araçlarını tanımak ve kamu politikalarını bu mecralar üzerinden, genç kuşağın iletişim diliyle aktarmak, etkili ve sürdürülebilir bir kamu iletişimi açısından büyük önem taşımaktadır.